Ana Sayfa Hakkımızda Etkinlikler Kadıköy Kültür Sanat Dostları İletişim
BAŞKAN'DAN

Kültür Sanat Dostlarına,
Çanakkale zaferinin 100. yılı münasebetiyle çeşitli etkinlikler ve kutlamalar gerçekleştirilmektedir. Kuşkusuz bu anlamlı zaferin milletçe coşku içinde kutlanılması son derece anlamlı ve toplumu manevi anlamda birleştirici bir olaydır.

Devamı...
   YAZARLAR
   ETKİNLİK TAKVİMİ
 
 
 
 
 
   
YAZARLAR
 

Değerli klasik müziksever dostlarım,

Müzik yarım asrı geçen mesleki hayatımın fikirsel ve ruhsal anlamda esin kaynağı, estetik ve duygusal gücü olmuştur. Bu süre içinde yüzlerce müzik kitabı okuyup, yurtiçinde ve dışında yüzlerce sahne eseri izledim. Gramofondan başlayan, taş plaklarla devam eden bu süreç içinde teyp, 33'lük, 45'lik, uzunçalar plaklar ve nihayet sahibi olduğum 3000'in üzerinde CD ile müziğin beni estetik, duygusal ve fikirsel yönden derinleştirip zenginleştirdiğini gördüm. Hayatımın her safhasında paylaşmaktan mutluluk duyduğumu, bundan huzur bulduğumu ifade etmemi hoşgörü ile karşılayacağınızı umarım. Bu duygusal ve fikirsel birikimlerimi 2004 yılından bu yana çeşitli yayın kuruluşlarında makaleler yazarak, amatör bir müzik severin bireye ve topluma bakışı ile anlatmaya çalıştım.

Söz konusu çalışmalarımı HAYATIMDAKİ MÜZİK kitabımda toplayarak geniş kitlelere ulaşmanın daha anlamlı olacağını,müzik bahçesine ekeceğim bu fidanın, konuya ilgi duyanlar açısından yararlı olacağını düşündüm.

Bu duygularla müzik ve felsefe üzerine yazdığım yazılar, çeşitli festivaller ile ilgili yazılarımı, müziği yaratan dehaların hayatları ve eserleri üzerine yazdığım yazıları, müziğe destek veren devlet adamlarımız ve yazdığım opera, oratoryo, bale, müzikal ve belgesellerle ilgili düşüncelerimi bu kitapta topladım. (Bu kitabın yayımını müteakiben, söz konusu opera, oratoryo, müzikal ve belgeselleri ihtiva eden ikinci bir kitabı yayımlamayı düşünüyorum.)

Bu kitabımın ilk makalesi "sevmek", son makalesi de "vefasızlık" üzerine yazılmıştır, çünkü toplumumuzda giderek azalan sevgi ve giderek artan vefasızlık duygularının, kişisel ilişkilerden aile hayatına kadar tüm toplumun en önemli sorunlarından biri olduğunu gördüm. Kuşkusuz, hoşgörüsüzlük ve iç çatışmanın temelinde de bu iki duygunun yeterince gelişmemiş olmasının bulunduğunu düşünüyorum. Yazdığım kitap ile dolaylı olarak ilgisi olduğunu düşündüğüm için her iki konuya yer vermenin isabetli olacağı kanaatindeyim, çünkü sevgi bir insanın kabuğunu kırıp dış dünyaya açılmasını sağlar. Daha açık bir deyişle öğrenmeye yatkın hale getirir.Sevgisizlikteyse kişi kendi içine kapanır, gelişmelerden mahrum kalır. Aslında nefret, intikam, kötülük ve kıskançlık olaylarında kişi kendi içine kapanır ve devamlı kendisini tekrar eder,  yenileyemez ve dolayısıyla yaratıcılığı azalır.

Bu kitapta bugüne kadar yazdığım sahne eserleri ve belgeseller ile ilgili bazı bilgileri sizlerle paylaşmak istiyorum.

Şehitlerimizin akıttıkları mübarek kanlarla, bu cennet vatanda huzur içinde yaşadık; bu güzel toprakları onların hatıraları ile anıtlaştırdık. Bu nedenle, duygularımı güçlü ve estetik bir şekilde onlar için ifade etmeye çalıştım ve "Şehitler Oratoryosu"nun librettosunu yazdım. Eser muhtelif tarihlerde sahnelenmiştir.

1904 yılında ilk defa Kastamonulu bir marangoz tarafından yapılan "ilk Türk piyanosu"nunserüvenini de bu kitapta bulacaksınız. Bu eserin belgesel çalışmasına başladığımızı memnuniyetle ifade etmek isterim.

Kurtuluş Savaşı içinde kader savaşı olarak bilinen Sakarya Meydan Muharebesi'ni genç nesillere öğretmek amacı ile "Sakarya'da Diriliş Operası Librettosu ve Belgeseli"niyazdım. Bu eser "Sakarya'da Diriliş Senfonik Destanı" olarak bestelendi. Yakın zamanda sahnelenmesini temenni ediyorum.

Kurtuluş Savaşı'nda kadınlarımızın yaptığı fedakârlık ve insanüstü mücadeleyi "Kahraman Türk Kadınları Oratoryosu"nu yazarak bugünkü nesillere anlatmaya çalıştım. Eser, muhtelif tarihlerde çeşitli sahnelerimizde oynanmıştır.

Toplumun çekirdeğini ve geleceğini şekillendirecek olan çocuklarımız ve gençlerimiz için müzik alanında neler yapıldığını incelediğim zaman dehşete kapıldım, çünkü yok denecek kadar az sayıda yapıtla karşılaştım. Bu saptamadan yola çıkarak, çocuk ve gençlerimizi hedef alan bir Gençlik Müzikali yazmanın yararlı olacağınıdüşündüm. Sosyal bir soruna işaret etmek, bu suretle ilgi çekmek istedim ve "Bir Yatılı Okul Öyküsü" isimli bir gençlik müzikali librettosu yazdım. Bu librettoda 1940'lı yıllarda yatılı (leyli)  bir okulda okuyan ilköğretim öğrencilerinin özlem ve duygularını anlatarak, 1940'larla günümüz arasında duygusal ve fikirsel bir köprü kurmaya çalıştım. Bu çalışmamda bestelenme aşamasındadır.

Sahne sanatlarımız için bale hariç birçok libretto yazdım. Son çalışmamın bale olması arzusu ile Osmanlı tarihinin son yıllarındaki önemli başarılarından biri olan  "Akka Zaferi"ni bir bale senaryosu ile toplumla paylaşmaya çalıştım. Halen üzerinde çalışmalarım sürmektedir.
Eser iki perde olarak düşünülmüştür.

Birinci Perde; Fransız ordusu ve Memluklararasındaki savaş anlatılmaktadır. Savaşın cereyan ettiği bölge tarihi piramitler bölgesidir. (Aynı zamanda 1517 Ridaniye Zaferi'nin kazanıldığı bölgedir.)

Eserin ikinci perdesinde Akka Savaşı anlatılmaktadır. Napoléon'un takriben iki ay süren Akka Kalesi kuşatması, hüsran ile sonuçlanmıştır. Savaşı 80 yaşında elinde kılıcı ile savaşan Cezzar Ahmet Paşa kazanmıştır.

Bu kitabın konservatuarlarımızdaki ve üniversitelerimizin müzik bölümlerinde ki öğrencilerimizin ilgisini çekebileceğini düşünüyorum. Ayrıca bu kitapta klasik müzik sevenlerin ilgi duyabileceği farklı konulara yer vermeye çalıştığımı ifade etmek isterim.

Kitabın müzik ile ilgilenen herkese hayırlı olmasını temenni ederim.

HAYATIMDAKİ MÜZİK

Hayatımdaki müziğin, özellikle yarım asrı aşkın klasik müzik ile dolu yaşamımın nasıl başladığını ve hayatımdaki yerini sizlerle paylaşımın uygun olacağını düşünüyorum. Çünkü mensubu bulunduğum meslek ile klasik müziği nasıl bağdaştırabildiğim hususunda yüzlerce kez soruya muhatap oldum. Bu nedenle bu serüvenin nasıl başladığını ve devam ettiğini özetle açıklamak istiyorum.

1961 yılının haziran ayı. Hopa'dan, sık ormanlarla kaplı bir yoldan Ardahan'a gidiyorum. İki aracın geçmesi mümkün olmayan dar bir yol. Saman, benzin ve insan yüklü bir kamyonda şoförün sol tarafında oturuyorum. Yol kenarları karlı. Dondurucu ve soğuk bir gece. Rüzgârın uğultusunu hâlâ hissederim. Böyle bir yolculuk ile geldiğim Ardahan'da geçen üç yıllık hizmet dönemimin, hayatıma yön veren ve anlam kazandıran bir başlangıç olacağını kuşkusuz bilemezdim.

Bu üç yılımı, tek bir odada portatif bir karyolada uyku tulumu içinde geçirdim. Soğuk ve dondurucu uzun kış gecelerinde, gaz lambası ile kitap okudum. Yalnızlığımı, yanımda götürdüğüm Milli Eğitim Bakanlığı'nca yayımlanan klasikleri, özellikle Yunan tragedyalarını okuyarak giderdim. Daha sonra aldığım kırk sekiz bas bir akordeon, yaşamıma renk katan yegâne oyuncağım oldu. Bir dönem, Türk sanat müziği ile meşgul oldum. Aslında belli bir oranda Türk müziğinin teorisine ve makamlarına aşina olmuştum. Ancak kısa bir süre sonra Ankara Devlet Operası'ndan Tenor Edip Arman yedek subay olarak görev yapmak üzere Ardahan'a geldi.

İşte yarım asırdır yaşamımı dolduran hayatımdaki müziği bulmuştum. Bir seneyi aşkın bir süre, değerli dostum Edip Arman ile yakın dostluğum oldu. Bu süre içinde geceleri bazen sabaha kadar (33'lük, 45'lik plaklar) müzik dinlerdim. Yine bu süre içinde müziğin nazariyatını da öğrenmeye başladım. Dostum Edip Arman'ı saygı ve muhabbetle anıyorum. İşte o yıllar beni bu günlere taşıdı. Zorlu meslek hayatımı renklendirdi, çalışma şevk ve arzusu kazandırdı. Kuşkusuz bugün hayatımı aydınlatan ve bana huzur veren sanat, özellikle müzik sevgimin temelinde ilkokulda hayata, insanlara ve topluma bakışımızı şekillendiren bir kültür almış olmamın çok ağırlıklı rolü olduğunu söylemeliyim. Nitekim yazdığım "Bir yatılı okul öyküsü" isimli müzikalde bu olguyu duygusal ve estetik şekilde ifade etmeye çalıştım.

Meslek hayatımın zorlu ve çetin şartlarını, müziğin yumuşak ve duygusal iklimi içinde gidermeye çalıştım. Bu nedenle, bulunduğum görev yerlerine bağlı olarak, her fırsatta konserlere katılarak kendimi müziğin duygusal ortamı içinde yeniledim. Geçen bu sürede hayatım zenginleşmişti, zor yaşam koşulları içinde huzuru bulmuştum. Bu huzur meslek hayatımda da başarılı olmama sebep oldu.

1961 yılından bugüne kadar müziği düşünmeyi ve onunla bütünleşmeyi başardığımı değerlendiriyorum. Bütün bu emeklerimin ve çalışmalarımın ürünü olarak yazdığım çeşitli makaleler ve sahne eserlerini iki ayrı kitap halinde sizlerle paylaşmanın mutluluğu ve huzuru içindeyim.


AYTAÇ YALMAN